“Kiracı ev sahibi anlaşmazlıklarında dava sayısı 2 kattan fazla arttı”

İzmir’deki Tüketici Hakem Heyeti Üyesi ve ara bulucu Salih Emrah Ertan, kiracılar ile ev sahipleri arasında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle mahkemelerde yoğunluk oluştuğunu söyleyerek sulh hukuk mahkemelerinde açılan dava sayısının iki kattan fazla arttığını belirtti. Ertan, “Kira ihtilaflarına ara buluculuk zorunluluğu geldi. Yani bir kiracı ya da mal sahibi birbirlerine dava açmaları gerektiğinde önce ara bulucuya gitmek zorunda” dedi.

Son dönemde enflasyon artışı ve deprem nedeniyle kiralık konutların fiyatlarında artışın söz konusu olduğunu anlatan Tüketici Hakem Heyeti Üyesi ve ara bulucu Avukat Salih Emrah Ertan, kiracılar ile ev sahipleri arasında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle mahkemelerdeki yoğunluğun arttığını söyledi. İzmir’deki bir sulh hukuk mahkemesinin iş yükünün 2021 yılında bin civarındayken, 2022 yılında iki katından fazla arttığını söyleyen Ertan, “Bir önceki yıl 1000 civarında dosyanın açıldığı bir sulh hukuk mahkemesinde 2022 yılında 2 bin 500 civarında dosya açıldı. 2023 yılının ilk 3 ayında 1000’e ulaşan yeni dosya sayısı olan sulh hukuk mahkemeleri var. Bu da demek oluyor ki yıl sonunda bu mahkeme 4 bin dosyayı görebilir. Dolayısıyla ciddi bir iş yükü söz konusu. Bunun bir nebze olsun çözülmesi için, kira ihtilaflarına ara buluculuk zorunluluğu geldi. Yani bir kiracı ya da mal sahibi birbirlerine dava açmaları gerektiğinde önce ara bulucuya gitmek zorundalar. Ara bulucu masasında bir anlaşmaya varabilirlerse ihtilaf kısa ve masrafsız olarak çözülecek. Ama bu düzenleme eylül ayında yürürlüğe girecek. Eylüle kadar açılacak olan davalarda bu zorunluluk yok” diye konuştu. 

Ertan şu ifadeleri kullandı:

“Ev sahibi ile kiracı anlaşamadıkları zaman, kiracının kanun çerçevesinde artış yapacağını söylemesinin ardından mal sahibi ihtiyacı gerekçe göstererek tahliye davası açıyor. Elindeki tahliye taahhütnamesini kullanabiliyor. 10 yıl dolduysa tahliye yoluna, 5 yıl dolduysa rayice göre kira artış davası yoluna gidebiliyor. Kiracılar kanuni haklarını biliyor. Ama şu uyarıları yapmakta yarar var. Eğer kiracının oturduğu yer bir aile konutuysa, eşlerden sadece biri tahliye taahhütnamesini imzaladıysa medeni kanuna göre bir eş diğerinin rızası olmadan kira sözleşmesini feshedemez. Tahliye taahhütnamesi bir anlamda kira sözleşmesinin fesih sonucunu doğuran bir işlemdir. Tek taraflı tahliye taahhütnamesi geçersiz sayıldığı için diğer eş icra dairesine itirazda bulunabilir. Eşi eğer tahliye taahhütnamesi verdiyse mal sahibine, kendilerine dava açılmadan önce bir ihtar çeker. Sözleşmenin tarafı olur. ‘Benim böyle bir tahliye taahhütnamesine muvaffakiyetim’ yok der. Aynı zamanda mahkemeye başvurup oturdukları konutun aile konutu olduğunu tescil ettirip ellerine bir dayanak sağlayabilirler. Tahliyenin önüne geçme yolunda böylece kendilerini koruyabilirler”

Bir depremzedenin başka bir şehre taşındığında kiralayacak konut bulamadığını anlatan Ertan, “Geçici olarak, eski kiracının tahliye tarihindeki kira bedeli baz alınarak yeni kiracıya ortalama bir sınır konulabilir. Yani eski kiracı 10 bin liraya oturuyorsa, yeni kiracı da bunu yüzde 100 veya yüzde 50 aşmamalı. Aradan geçen aya göre belli bir sınır konulabilir. Bu geçici olmalı, daimi suretle bir mal sahibinin konutu ya da işyeriyle ilgili kira bedelini belirleme yetkisi tamamen elinden alınmamalı” ifadelerini kullandı.  

 Ertan, “Araç kiralamada dahi sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Tüketici hakem heyetine başvuru gelince biz görevsizlik veriyoruz. Dosyası bir süre beklediği için zaman kaybı meydana geliyor. Bu anlaşmazlıklarda doğrudan sulh hukuk mahkemesine gidilmeli. Eylül ayından sonra ara bulucuya gidilmesi doğru olur. Bu işlemler özel niteliklidir. Kişi kendi başına yapamayacağı için avukat yardımı almalıdır. Yoksa nüans farklarından davayı kaybedebilir hatta ailesiyle yaşadığı konuttan tahliye edilmek zorunda kalabilir” diye konuştu. (DHA)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir